Kanuni Faizde Yeni Dönem: TCMB Reeskont Oranına Endeksleme

11 Eylül 2026 Autor: Ertugrul Salih Ozhan

7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanun’da yapılan değişikliğin hukuki dayanağı, işleyişi ve uygulamaya etkileri

Türkiye’de yıllardır tartışılan bir sorun nihayet çözüme kavuşuyor: sabit oranlı kanuni faiz, enflasyonist ortamda alacaklıyı fiilen zarara uğratıyordu. 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun, bu tabloyu değiştirerek kanuni faizi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın reeskont oranına bağlıyor. Bu değişiklik, sözleşmesinde faiz oranı belirlenmemiş her alacaklıyı ve borçluyu doğrudan ilgilendiriyor. Aşağıda düzenlemenin dayanağını, formülünü ve pratik sonuçlarını değerlendirdik.

1. Değişikliğin Hukuki Dayanağı

Kanuni faiz rejimindeki değişiklik, kendiliğinden gündeme gelmiş bir düzenleme değildir; kökeninde Anayasa Mahkemesi’nin bir norm denetimi kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, deprem nedeniyle açılan bir tam yargı davası kapsamında yapılan itiraz başvurusunu inceleyerek 22.07.2025 tarihli ve E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararıyla, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesindeki sabit oranlı kanuni faiz kuralını, sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir.

Mahkemenin gerekçesi özetle şudur: yüksek enflasyon ortamında sabit kalan bir yasal faiz oranı, alacağın ekonomik değerini koruyamamakta; bu durum Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve 40. maddesindeki etkili başvuru hakkını zedelemektedir. Karar, 1 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış, doğacak hukuki boşluğun önüne geçilebilmesi için iptal hükmünün yayımdan dokuz ay sonra, yani 1 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

Kanun koyucu, bu tarihten önce harekete geçerek 16 Temmuz 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen 12. Yargı Paketi (7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun) ile 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesini baştan yazmıştır. Düzenleme, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının yalnızca sözleşme dışı borç ilişkilerini kapsamasına rağmen, kanun koyucunun maddeyi hem sözleşmesel hem de sözleşme dışı bütün hâlleri kapsayacak şekilde yeniden düzenlemiş olmasıdır.

2. Getirilen Yeni Sistem ve Hesaplama Formülü

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken ve oranı sözleşmeyle belirlenmemiş hâllerde, önceki dönemde sabit bir yüzde uygulanıyordu. Yeni sistemde ise kanuni faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenine karşılık gelmektedir. Esas alınan tarih, içinde bulunulan yılın değil bir önceki yılın 31 Aralık günüdür; bu sayede kanuni faiz artık idari bir kararla değil, doğrudan piyasa verisiyle otomatik olarak belirlenen dinamik bir orana dönüşmüştür.

3. 2026 Yılı İçin Somut Hesaplama

TCMB’nin resmî oran tablosuna göre 31.12.2025 tarihinde geçerli olan kısa vadeli kredi reeskont oranı yüzde 38,75’tir. Bu oranın yüzde seksenlik dilimi alındığında (%38,75 × 0,80), 31 Temmuz 2026 itibarıyla sözleşmesinde faiz oranı kararlaştırılmamış alacaklar için uygulanacak yıllık kanuni faiz oranı yüzde 31 olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu oran, 1 Haziran 2024 ile 30 Temmuz 2026 arasında uygulanan sabit yüzde 24’lük orana kıyasla belirgin bir artışa işaret etmekte ve enflasyon karşısında alacağın değerini koruma iddiasını somutlaştırmaktadır.

4. Yılın İkinci Yarısı Kuralı: Beş Puanlık Sapma Mekanizması

Kanun, yıl içinde meydana gelebilecek sert faiz dalgalanmalarına karşı ikinci bir denge mekanizması da öngörmüştür. Buna göre 30 Haziran günü geçerli olan reeskont oranı, bir önceki yılın 31 Aralık gününde uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha fazla farklılaşmışsa, yılın ikinci yarısında yani Temmuz-Aralık döneminde 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde seksenlik dilimi esas alınacaktır. Fark beş puanın altında kalırsa, yıl başında belirlenen oran yılın tamamında geçerliliğini korumaya devam eder. Bu ikili mekanizma sayesinde kanuni faiz, yıl içinde de güncel piyasa koşullarına uyum sağlayabilirken küçük dalgalanmalar sisteme sürekli hesap değişikliği getirmeyecektir.

5. Uygulamaya Etkileri ve Değerlendirme

Düzenlemenin en görünür etkisi alacaklılar lehine olacaktır: enflasyonist ortamda alacağın ekonomik değerini koruma imkânı önemli ölçüde güçlenmekte, dava süreci uzasa dahi faiz artık sabit ve aşınan bir oranla değil, dönemsel olarak güncellenebilen bir oranla işlemektedir. Borçlular açısından ise tablo tam tersi yönde okunmalıdır; gecikmeli ödemenin maliyeti önceki sabit orana göre daha yüksek olabilecek, bu da temerrüde düşmemek yönünde ek bir teşvik oluşturacaktır.

Sözleşme hukuku bakımından, tarafların faiz oranını sözleşmeyle açıkça kararlaştırmasının önemi bir kat daha artmaktadır; aksi hâlde değişken ve öngörülebilirliği görece azalmış bir oran uygulama alanı bulacaktır. Yargılama süreçlerinde de faiz hesapları artık dönemsel nitelik kazanmış olup, uzun süren uyuşmazlıklarda tek bir sabit oranla yapılan hesap tabloları yerini, ilgili döneme göre değişen oranlarla yapılan hesaplara bırakacaktır.

Son olarak, kanun koyucunun düzenlemeyi hem sözleşmesel hem de sözleşme dışı borç ilişkilerini kapsayacak şekilde genişletmiş olması ayrıca not edilmelidir. Zira Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı yalnızca sözleşme dışı ilişkileri kapsıyordu; kanun koyucu maddeyi bütünüyle yeniden yazarak, 1 Eylül 2026’da doğması muhtemel hukuki boşluğu vaktinden önce bertaraf etmiş olmaktadır.

Sonuç

7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle hayata geçirilen bu düzenleme, uzun yıllardır eleştirilen sabit oranlı kanuni faiz sistemini sona erdirerek, TCMB reeskont oranına endeksli, yılda iki kez güncellenebilen dinamik bir modele geçişi sağlamaktadır. Sözleşmesinde faiz oranı belirlenmemiş her ticari ve hukuki ilişki bu değişiklikten doğrudan etkilenecektir. Devam eden veya planlanan uyuşmazlıklarda güncel oranın doğru tespiti, alacak ve borç hesaplarının isabetli yapılabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

← Volver al Inicio