UYAP Evrak İşlem Kütüğündeki “Okundu” Kaydı Tebliğ Yerine Geçmez

11 Eylül 2026 Autor: Ertugrul Salih Ozhan

I. Meselenin Arka Planı

Elektronik tebligat sisteminin yargı süreçlerine entegrasyonunun ardından, bazı mahkemeler ve idari merciler, bir tarafın UYAP evrak işlem kütüğünde belgeyi “okundu” konumuna getirmesini tebliğ ya da tefhimle eş değer saymaya başlamış; bu yaklaşım doğrultusunda hak düşürücü ve kesin sürelerin söz konusu tarihten itibaren işlemeye başladığı kabul edilmiştir. Usul hukukunun tebligat kurumunu düzenleyen emredici hükümleri göz ardı edilerek benimsenen bu yorum, yargı sürecindeki taraflar için ağır ve öngörülemeyen hak kayıplarına neden olmaktaydı.

II. Yargıtay’ın Tespitleri

3. Hukuk Dairesi, 31.03.2026 tarihli ve Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz talebinin kabulüne ilişkin kararında bu uygulamayı kategorik biçimde reddetmiş ve aşağıdaki ilkeleri açıkça ortaya koymuştur:

“UYAP evrak işlem kütüğünde bir belgenin ‘okundu’ olarak görünmesi, Kanunda düzenlenen anlamda tebliğ veya tefhim niteliği taşımamaktadır. Salt bu kayda dayanılarak hak düşürücü sürelerin veya kesin sürelerin başladığının kabulü, 6100 sayılı Kanunda güvence altına alınan usuli haklar ile hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkı ilkelerine açıkça aykırılık teşkil edecektir. Sisteme girilip evraka bakılması (okunması), yasal tebligat prosedürünün yerini tutmayacaktır.”

Daire, bu tespitlerine ek olarak, elektronik tebligatın hukuki sonuç doğurma anını da açıklığa kavuşturmuştur: 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinin dördüncü fıkrası ile Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 9/6. fıkrası uyarınca, elektronik tebligat muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu kural emredici nitelikte olup belgenin daha önce görüntülenip görüntülenmediğinden bağımsız olarak uygulanır.

III. Hukuki Değerlendirme

Kararın özünde, pratikte sıklıkla birbirine karıştırılan üç ayrı tarihin birbirinden kesin çizgilerle ayrılması yatmaktadır. Belgenin UYAP sistemine yüklendiği tarih sırf teknik bir süreç kaydıdır. Tebligatın muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarih ise UYAP kütüğündeki “okundu” kaydının karşılık geldiği andır; ancak bu tarih henüz süreleri başlatmaz. Tebligatın hukuken yapılmış sayıldığı tarih, yani beşinci günün sonu, süreleri tek başına işletebilecek olan tarihtir.

Yargıtay’ın bu ayrımı tesis etmesi, Anayasa’nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1. maddesi kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının usul boyutu bakımından da büyük önem taşımaktadır. AİHM içtihadında tutarlı biçimde vurgulandığı üzere, süre kurallarının öngörülemez ya da aşırı katı biçimde uygulanması, başlı başına mahkemeye erişim hakkının ihlaline zemin oluşturabilir.

IV. Uygulayıcılar Açısından Sonuç

Bu karar; itiraz, temyiz, bireysel başvuru ve idari başvuru süreçleri dahil, süre hesabının tebligat kurumuna bağlandığı tüm usul hukuku alanlarında belirleyici bir referans niteliği kazanmıştır. Bunun yanı sıra, bir belgenin “okundu” görüntülenmesine karşın tebligatın beşinci günden önce yapılmış sayılamayacağı argümanı, süre itirazlarında taraflar lehine başvurulabilecek somut bir araç hâline gelmiştir.

Kararın emredici nitelikteki bu ilkeleri, idari makamlar dahil hiçbir merciin UYAP evrak işlem kütüğündeki teknik kayda dayanarak hak düşürücü süreler başlatamayacağını hukuken sabitlemiştir.

← Volver al Inicio